Orta Doğu ve Anadolu ritim geleneğinde kalıplar, pes ve tok bir vuruş ile ince ve keskin bir vuruşun dizilişinden oluşur. Kalıbın kimliği, bu iki sesin sırasından doğar.
Aynı sayıda vuruşa sahip iki kalıp, dizilişleri farklı olduğu için bambaşka duyulur. Bu nedenle kalıp öğrenirken sayı değil, ağırlıkların yeri ezberlenir.
Kalıplar genellikle söylenerek öğretilir: her vuruş türü için bir hece kullanılır ve kalıp önce ağızdan söylenir. Bu yöntem, kalıbı el hareketi olarak değil ses dizisi olarak belleğe yerleştirir.
Süslemeler bu gelenekte kalıbın parçasıdır. Ana vuruşlar arasına serpiştirilen küçük ve hafif vuruşlar, kalıba akıcılık verir; bunlar yazıya tam geçmez ve dinleyerek öğrenilir.
Tempo esnekliği bazı biçimlerde kullanılır. Serbest bölümlerde ritim nabza bağlı değildir; bu bölümlerde perküsyon ya susar ya da ezgiyi izler.
Çalgı ailesinde darbuka, bendir, def ve kudüm gibi farklı tınıda çalgılar bulunur; her biri dokuda ayrı bir işlev taşır.
Atölyelerimizde bu dağar söyleyerek öğrenme yöntemiyle çalışılır.